GİTARIN ANAVATANI ÇORUM ALACAHÖYÜK MÜ?

2010'da Alacahöyük'te Gazeteci-Yazar Erkan Ayçam'ın fark ettiği 3.300 yıllık kabartma, gitarın tarihine ilişkin tartışmayı yeniden gündeme taşıdı
Gitarın anavatanı İspanya mı, Anadolu mu?
Bugün dünyanın hemen her köşesinde kullanılan gitarın tarihine ilişkin bu soru, bundan yıllar önce Çorum'un Alaca ilçesindeki Alacahöyük'te, bir belgesel çekimi sırasında ortaya çıktı.
Hikâyenin merkezinde ise Anadolu'nun tarihini, kültürünü ve medeniyetlerini belgesel çalışmalarıyla kayıt altına alan Gazeteci-Yazar Erkan Ayçam bulunuyor.
2010 yılında Alacahöyük'te belgesel çekimi gerçekleştiren Ayçam, ören yerindeki tarihi kabartmaları incelerken son derece dikkat çekici bir ayrıntıyla karşılaştı.
Sfenksli Kapı'nın sol tarafındaki kaidelerde bulunan kabartmalardan birinde, elinde telli bir çalgı bulunan bir müzisyen figürü yer alıyordu.
Aslında bu kabartma daha önce başka bilim insanlarının ve araştırmacıların da dikkatini çekmişti. Konuyla ilgili çeşitli yazılar kaleme alınmış, kabartmadaki çalgının gitara benzediği ifade edilmişti.
Ancak Ayçam'ın dikkatini çeken ayrıntı farklıydı.
Çalgının gövdesi, sapı ve özellikle altı telli görünümü, bugünkü gitarla dikkat çekici bir benzerlik taşıyordu.
Üstelik bu kabartma yaklaşık 3.300-3.500 yıl öncesine, Hitit dönemine tarihleniyordu.
Ayçam, karşısındaki kabartmayı incelerken ve Hititlerde müziğin dini törenlerdeki yerini araştırırken aklına şu soru geldi:
“Gitarın anavatanı gerçekten İspanya mı?”
Çünkü Avrupa'da modern gitarın gelişiminden binlerce yıl önce Anadolu'da, bugünkü gitara dikkat çekici biçimde benzeyen telli bir çalgının taş üzerine işlenmiş tasviri bulunuyordu.
GİTARA BENZİYOR DEMEK YETERLİ Mİ?
Ayçam'ın üzerinde durduğu asıl nokta da buydu.
Daha önceki değerlendirmelerde kabartmadaki çalgı için genellikle “gitara benzeyen bir çalgı” ifadesi kullanılmıştı.
Ayçam ise kabartmayı farklı bir gözle değerlendirdi.
Çalgının altı telli görünmesi, sap-gövde ilişkisi, çalma biçimi ve genel formu, bugünkü gitarla olan benzerliğin sıradan bir görsel benzerlikten daha fazla olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyordu.
Böylece Ayçam'ın 2010 yılında Alacahöyük'teki belgesel çekimi sırasında ortaya koyduğu düşünce giderek daha net bir ifadeye dönüştü:
Gitarın tarihini yalnızca İspanya üzerinden okumak doğru olmayabilir.
Belki de gitarın çok daha eski atalarının izleri Anadolu'da aranmalıydı.
AYÇAM'DAN OSMAN TAŞÇI'YA
Erkan Ayçam, Alacahöyük'teki bu gözlemini Çorum'un önemli gitar sanatçılarından Osman Ünsal Taşçı ile paylaştı.
Ayçam'ın dikkat çektiği kabartmanın gitarla olan benzerliği, bu kez profesyonel bir gitar sanatçısının değerlendirmesine taşındı.
Osman Taşçı'nın da konuya ilgi göstermesiyle Alacahöyük'teki kabartma, yalnızca arkeolojik bir tasvir olmaktan çıkarak “Hitit Gitarı” ve gitarın Anadolu'daki kökenleri açısından tartışılmaya başlandı.
Ve hikâye burada daha da ilginç bir boyut kazandı.
RICARDO MOYANO ALACAHÖYÜK'TE
Çorum'a bir konser için gelen, dünyanın tanınmış gitar sanatçılarından Ricardo Moyano, Osman Taşçı tarafından Alacahöyük'e götürüldü.
Taşçı, dünyaca ünlü gitar virtüözüne Ayçam'ın dikkatini çektiği kabartmayı yerinde gösterdi.
Böylece 2010 yılında bir belgesel çekimi sırasında Gazeteci-Yazar Erkan Ayçam'ın dikkatini çeken kabartma, Çorumlu gitar sanatçısı Osman Taşçı aracılığıyla dünyaca tanınan gitar virtüözü Ricardo Moyano'nun da karşısına çıktı.
Bu buluşma, Alacahöyük'teki “Hitit Gitarı” tartışmasının Çorum sınırlarını aşarak uluslararası gitar çevrelerinin de ilgisini çekmesi açısından önemli bir dönüm noktası oldu.
2011 yılında Çorum'da gerçekleştirilen uluslararası gitar etkinliklerinde “Hitit Gitarının 3500 Yıllık Yolculuğu” başlığının kullanılması da bu sürecin dikkat çekici sonuçlarından biri oldu.
Böylece 2010 yılında Alacahöyük'te başlayan bir belgesel çekiminin içinde ortaya çıkan soru, kısa süre içerisinde Çorum'un kültür ve sanat gündeminde uluslararası boyut kazanan bir tartışmaya dönüştü.
BİR BELGESEL ÇEKİMİNDEN BAŞLAYAN HİKÂYE
Bugün geriye dönüp bakıldığında ortaya oldukça dikkat çekici bir kronoloji çıkıyor.
2010 yılında Erkan Ayçam, Alacahöyük'teki belgesel çekimi sırasında gitarı andıran, altı telli bir çalgının tasvir edildiği kabartmaya dikkat çekti.
Aynı yıl bu gözlemini gitar sanatçısı Osman Taşçı ile paylaştı.
Yine 2010 yılında Çorum'a konser için gelen Ricardo Moyano, Osman Taşçı tarafından Alacahöyük'e götürüldü ve söz konusu kabartmayı yerinde gördü.
2011 yılında Çorum'daki uluslararası gitar etkinliklerinde konu “Hitit Gitarının 3500 Yıllık Yolculuğu” başlığıyla gündeme geldi.
Sonraki yıllarda ise “Hitit Gitarı” ve “Gitarın Anavatanı” söylemleri Çorum'un kültür ve sanat dünyasında giderek daha fazla yer buldu.
Yani bugün tartışılan konu bir anda ortaya çıkmış değildi.
Temelinde 2010 yılında Alacahöyük'te yapılan bir belgesel çekimi sırasında fark edilen tarihi bir kabartma ve bu kabartmanın farklı bir gözle değerlendirilmesi vardı.
ALACAHÖYÜK'ÜN TAŞLARI TARİHİ KONUŞTURUYOR
Peki Erkan Ayçam'ın dikkatini çeken kabartmanın bulunduğu Alacahöyük neden bu kadar önemli?
Alacahöyük, Çorum'un Alaca ilçesine bağlı Alacahöyük beldesinde yer alıyor.
Hititlerin önemli kült ve sanat merkezlerinden biri olan Alacahöyük'te 1935 yılında başlayan kazılarda dört uygarlık katı ortaya çıkarıldı.
Atatürk'ün emriyle Türk Tarih Kurumu adına 1935 yılında R.O. Arık yönetiminde başlayan kazılar, 1936 yılından itibaren H.Z. Koşay tarafından sürdürüldü.
Alacahöyük kazıları, Türkiye'nin ilk ulusal kazıları arasında yer alıyor.
Çorum'un yaklaşık 45 kilometre güneybatısında bulunan Alacahöyük'teki anıtsal kapılar ve taş temeller, Hitit İmparatorluk Çağı'na, yaklaşık MÖ 1450-1200 dönemine tarihleniyor.
Ziyaretçilerini binlerce yıllık tarihiyle karşılayan Sfenksli Kapı'nın iki yanında yer alan sfenksler, kalker temel üzerine andezit bloklarla inşa edilmiş.
Sfenkslerin bulunduğu kulelerin iç ve dış yüzleri ise kabartmalı ortostatlarla süslenmiş.
Bu kabartmalarda boğa figürlerinden dini törenlere, çeşitli ritüellerden müzikle ilgili tasvirlere kadar Hitit dünyasının yaşamına ilişkin önemli izler bulunuyor.
KRALİYET MEZARLARI VE ALACAHÖYÜK'ÜN HAZİNESİ
Alacahöyük'ün en önemli buluntuları arasında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen kraliyet mezarları da bulunuyor.
Taşlarla çevrilen ve ahşap hatıllarla kapatılan bu mezarlarda güneş kursları, geyik ve boğa heykelleri, silahlar, takılar ve çeşitli değerli eserler bulundu.
Altın, gümüş, tunç, bakır, elektron, taş ve pişmiş topraktan yapılmış eserler, Alacahöyük'ün Anadolu tarihindeki önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
Burası yalnızca Hititlerin değil, Anadolu'da binlerce yıl boyunca yaşamış farklı uygarlıkların kültürel mirasını bir arada barındıran olağanüstü bir merkez.
ERKAN AYÇAM'IN ÇORUM VE ANADOLU TANITIMINA KATKISI
Erkan Ayçam'ın Alacahöyük hikâyesini önemli kılan bir başka unsur ise onun yalnızca bu kabartmaya dikkat çekmiş olması değil.
Ayçam, yıllardır Anadolu'nun farklı bölgelerinde gerçekleştirdiği belgesel film çalışmalarıyla tarihi, kültürel ve arkeolojik değerleri kayıt altına alıyor ve bu değerlerin daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlıyor.
Alacahöyük'teki çalışması da bu anlayışın önemli örneklerinden biri.
Bir belgesel çekimi sırasında karşılaştığı tarihi kabartmayı yalnızca görüntüleyip geçmek yerine, “Bu çalgı gerçekten ne?” sorusunu sorması, ardından konuyu gitar sanatçısı Osman Taşçı ile paylaşması ve tartışmanın Ricardo Moyano gibi uluslararası bir gitar sanatçısına kadar ulaşması, Ayçam'ın gazetecilik ve belgeselcilik yaklaşımının dikkat çekici bir örneğini oluşturuyor.
Bugün Çorum'un Alacahöyük, Hititler ve gitar üçgeninde konuşuluyor olması da bu sürecin kültürel tanıtım açısından ortaya çıkardığı sonuçlardan biri.
ASIL SORU: GİTARIN ANAVATANI NERESİ?
Elbette burada bilimsel açıdan önemli bir ayrımı gözden kaçırmamak gerekiyor.
Alacahöyük'teki kabartmaya dayanarak “Modern gitar Hititler tarafından icat edildi” demek, mevcut arkeolojik verilerin kesin olarak kanıtladığı bir sonuç değildir.
Ancak başka bir gerçek de ortada duruyor:
Anadolu'da, bugünkü gitara dikkat çekici biçimde benzeyen telli bir çalgının tasviri, modern gitarın Avrupa'daki gelişiminden binlerce yıl önce taş üzerine işlenmiştir.
İşte bu nedenle 2010 yılında Erkan Ayçam'ın Alacahöyük'teki belgesel çekimi sırasında sorduğu soru bugün hâlâ önemini koruyor:
“Gitarın hikâyesi gerçekten İspanya'da mı başladı?”
Yoksa gitarın çok daha eski atalarını bulmak için Anadolu'ya mı bakmalıyız?
Belki modern gitarın gelişiminde İspanya'nın çok önemli bir yeri var.
Ancak gitarın tarihini yalnızca İspanya'dan başlatmak, Anadolu'nun binlerce yıllık telli çalgı geleneğini görmezden gelmek anlamına gelebilir.
İşte Alacahöyük'teki o kabartma, gitar tarihinin kapısını en az 3.300 yıl geriye, Anadolu'ya açıyor.
TARİH BAZEN TAŞLARIN ÜZERİNDE KONUŞUR
2010 yılında Alacahöyük'te bir belgesel çekimi sırasında Erkan Ayçam'ın karşısına çıkan o kabartma belki de yalnızca bir müzisyenin taş üzerine işlenmiş görüntüsü değildi.
Belki de binlerce yıl öncesinden günümüze ulaşan bir soruydu.
Bir gazetecinin dikkatini çekti.
Bir gitar sanatçısına anlatıldı.
Dünyaca ünlü bir gitar virtüözüne gösterildi.
Ardından Çorum'da uluslararası gitar etkinliklerinin konusu haline geldi.
Ve bugün hâlâ tartışılıyor.
Gitarın modern biçimi İspanya'da gelişmiş olabilir.
Fakat gitarın çok daha eski atalarının izlerini arıyorsak, rotayı binlerce yıl geriye çevirmek ve Anadolu'ya, Çorum'a, Alacahöyük'e bakmak gerekiyor.
Çünkü bazen tarih kitaplarda değil, taşların üzerinde konuşur.
Alacahöyük'teki o taş ise yaklaşık 3.300 yıl öncesinden bugünün dünyasına hâlâ aynı soruyu yöneltiyor:
GİTARIN HİKÂYESİ GERÇEKTEN İSPANYA'DA MI BAŞLADI?
Belki de bu sorunun cevabını bulmak için önce Çorum'a, Alacahöyük'e bakmak gerekiyor.
