Türkiye'de halk anlatıları ve sözlü edebiyatın en canlı merkezlerinden biri olan Kars ve çevresindeki âşıklık kültürü, modern çağın getirdiği sosyokültürel değişimlerle birlikte yeni bir dönemeçten geçiyor. DVT Haber Ajansı’nın bölgedeki yerel kültür dernekleri, icracılar ve akademik literatür kaynaklı veriler üzerinden gerçekleştirdiği araştırma, Kars’taki âşıklık geleneğinin tarihî köklerini, teknik yapısını ve günümüzde karşı karşıya kaldığı kurumsal ve ekonomik dönüşümleri mercek altına alıyor.

Unesco listesindeki yeri ve resmî tanımlama
Kamuoyunda sıklıkla Kars şehrine özel bir tescil gibi algılansa da gelenek uluslararası düzeyde daha geniş bir şemsiye altında korunmaktadır. Türkiye genelindeki bu sözlü miras, 2009 yılında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında, "Âşıklık Geleneği" (Ashiqs Tradition) adıyla İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi’ne dâhil edilmiştir. Kars, bu ulusal ve uluslararası tescilin saha uygulamalarında en yoğun icra mekânlarına ev sahipliği yapan coğrafi merkezlerden biri olarak öne çıkmaktadır.

Tarihî kökler ve kopuz bağlantı metodu
Halk bilimi çalışmalarında âşıklık geleneğinin kökenleri, İslamiyet öncesi Türk boylarındaki "ozan-baksı" figürlerine ve telli bir enstrüman olan kopuz kültürüne dayandırılmaktadır. Edebî ve müzikal formlardaki bu yapısal dönüşüm, Dede Korkut anlatılarındaki hikâyeci ozan kimliğiyle paralellikler gösterse de; bugünkü Kars âşıklık okulunun kesintisiz, kurumsallaşmış ve usta-çırak silsilesine bağlı formu araştırmacılar tarafından ağırlıklı olarak 16. yüzyıl ve sonrası yerleşik tasavvufi-toplumsal yaşam biçiminin bir ürünü olarak kaynaklandırılmaktadır.

Lebdeğmez sanatının linguistik yapısı
Geleneğin teknik açıdan en dikkat çekici uygulamalarından biri olan "lebdeğmez" (dudak değmez), katı fonetik kurallara dayanan bir doğaçlama şiir söyleme yöntemidir. Bu icrada, ses tellerinden çıkan ve şekillenirken dudakların birbirine temasını gerektiren dudak ünsüzleri (b, p, m) ile alt dudağın üst dişlere değmesiyle üretilen dudak-diş ünsüzleri (f, v) kesinlikle kullanılmaz. Âşıkların bu icra sırasında odaklanmayı artırmak veya geleneksel bir meydan okuma biçimi olarak dudaklarının arasına dikey bir iğne yerleştirmeleri, bölgede yaygın bilinen bir performans pratiğidir.
Anlatılarda mistik boyut: bade içme
Kars ekolünün Çıldırlı Âşık Şenlik ve Kağızmanlı Hıfzı gibi tarihî yönü güçlü usta figürlerinin biyografilerinde yer alan "bade içme" olgusu, somut tarihî birer vesika olmaktan ziyade, âşıklık geleneğinin kendi anlatı dünyası (epizotları) içinde aktarılan mistik birer meşruiyet unsurudur. Geleneksel kabule göre rüyasında bir pirin elinden aşk şerbeti içerek "badeli âşık" sıfatını kazanan ozanların, bu anlatılar vasıtasıyla toplum gözündeki edebî otoriteleri ve doğaçlama yetenekleri pekiştirilmektedir.
157 âşık makamının akademik tespiti
Kars yöresindeki ezgisel çeşitlilik, halk müziği literatüründe "makam" kavramıyla karşılanmaktadır. Türkiye’de bu alandaki en kapsamlı dökümlerden biri, geleneğin en büyük kaynak kişilerinden biri olan merhum Âşık Şeref Taşlıova tarafından yapılmıştır. Taşlıova’nın aktardığı ve akademik kaynaklarca da tescillenen tasnife göre, gelenekte 157 farklı âşık makamı bulunmaktadır. Bu makamlar; ağır sesli divaniler (21), tecnisler (4), güzellemeler (12), orta/yürük sesliler (33), yanık sesliler (47) ve yüksek sesle söylenen makamlar (40) olarak gruplandırılmaktadır.
Saha verileri ve günümüzdeki yapısal sorunlar
Haber ajansımızın bölgedeki kültür insanlarıyla yaptığı görüşmeler and bölge üzerine yazılan akademik sosyokültürel dönüşüm raporları, geleneğin sürdürülebilirliği konusunda yapısal tıkanıklıklara işaret etmektedir. 1996 yılında kurulan Kars Halk Ozanları Âşık Şenlik Kültür ve Yaşatma Derneği çatısı altında faaliyet gösteren Âşık Günay Yıldız, Âşık Ensar Şahbazoğlu ve Âşık Mahmut Karadaş gibi tescilli çağdaş icracıların beyanlarına göre;
- Ekonomik kısıtlılıklar nedeniyle yalnızca bu sanattan geçim sağlamak imkânsız hâle gelmiştir.
- Geçmişteki yoğun usta-çırak ilişkisi, yeni neslin alternatif istihdam alanlarına yönelmesi nedeniyle zayıflamıştır.
- Dijital eğlence tüketiminin artmasıyla birlikte, özellikle yerel kahvehanelerdeki geleneksel dinleyici kitlesinin yaş ortalaması yükselmiş ve genç dinleyici tabanı daralmıştır.
Kurumsal durum ve uzman görüşü
Kars İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü envanterine kayıtlı Âşık İlgar Çiftçioğlu, Âşık Sabri Yokuş, Âşık Ali Bulutoğlu ve Âşık Erdal Balık gibi isimler yerel kültür evlerinde geleneği yaşatmaya çalışmaktadır. Ancak uzmanlar, 2014 yılında vefat eden UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi unvanlı Şeref Taşlıova gibi hem anlatı (hikâye) hem de makam bilgisine üst düzeyde vakıf olan ana kaynak kişilerin ayrılışıyla birlikte, özellikle "türkülü halk hikâyeciliği" dalında doldurulması güç bir hafıza boşluğu doğduğunu vurgulamaktadır. Uzman görüşleri, Taşlıova’nın kaybından sonra özellikle bu kolda ciddi bir aktarım boşluğu doğduğunu, günümüz icracılarının ağırlıklı olarak kısa süreli atışma ve güzelleme formlarına yöneldiğini ortaya koyuyor.
Kars’ın taş binalarında yankılanan telin ve dilin sesi, dijital çağın küresel kültür dalgasına karşı yerel kimliği koruma mücadelesi veriyor. Uzmanlar, bin yıllık bu sözlü mirasın geleceğe kırılmadan aktarılabilmesi için mekanik bir koruma anlayışından ziyade; akademik arşivleme çalışmalarının hızlandırılması, makamların aslına uygun dijitalize edilmesi ve usta-çırak bağını finanse edecek kurumsal modellerin geliştirilmesi gerektiği görüşünde birleşiyor.
DVT Haber Ajansı analistlerine göre, Kars'ın ozanlık ocağı tütmeye devam ediyor; ancak bu ocağın geleceğe taşınması, değişen icra zeminlerinin doğru analiz edilmesine ve toplumsal hafızanın kurumsal desteklerle tahkim edilmesine bağlı görünüyor.
Dvthaberajansı/Serkan Urallar



