Keşfetmek İsteyenlerin Gazetesi

  • 49.8744
  • 55.8074
  • 66.7944
Birkan Çelik’in Hayatı ve Sanat Yolculuğu: Koma Amed’den Kars’a Bir Miras
Birkan Çelik’in Hayatı ve Sanat Yolculuğu: Koma Amed’den Kars’a Bir Miras

Birkan Çelik’in Hayatı ve Sanat Yolculuğu: Koma Amed’den Kars’a Bir Miras

Bazı insanlar yaşadıkları şehirlerde yalnızca bir meslek icra etmez; müzikleriyle, yetiştirdikleri insanlarla, sanatlarıyla ve geride bıraktıkları izlerle o şehrin kültürel hafızasının bir parçasına dönüşür. 

1966 yılında Kars'ın Selim ilçesinde dünyaya gelen Birkan Çelik, eczacılık mesleğini müzikle, müziği fotoğraf sanatıyla buluşturan çok yönlü bir yaşam sürdü. Kürt müziğinin önemli topluluklarından Koma Amed'in kuruluş ve gelişim sürecinde yer alan Çelik, daha sonra Kars'ta mesleki yaşamını sürdürürken müzik eğitimine ve fotoğraf çalışmalarına da devam etti. Onun hikâyesi, bir sanatçının yalnızca sahnede veya albümlerde bıraktığı izlerle değil, yaşadığı şehirde insanlara kattıklarıyla da hatırlanabileceğini gösteriyor. 


Koma Amed'den Mezopotamya Kültür Merkezi'ne uzanan müzik yolculuğu

Birkan Çelik'in sanatsal yolculuğunun önemli duraklarından biri, Kürt müziğinin modern topluluk anlayışıyla buluştuğu dönemlerde öne çıkan Koma Amed oldu. Topluluğun kuruluş sürecinde yer alan Çelik, geleneksel ezgilerin farklı müzikal yaklaşımlarla yorumlanmasına ve Kürtçe müziğin daha geniş dinleyici çevrelerine ulaşmasına katkı sunan isimler arasında yer aldı. 

Mezopotamya Kültür Merkezi'nin yayımladığı müzik arşivinde Koma Amed'in kuruluşu 1988 yılına, Ankara'ya dayandırılıyor. Topluluğun sonraki yıllarda Mezopotamya Kültür Merkezi bünyesinde çalışmalarını sürdürmesi, dönemin kültürel ve müzikal hareketliliği içerisinde önemli bir yer tuttu. Çelik'in kendi anlatımına göre grup üyeleri arasındaki tanışıklıklar, farklı müzik çevreleriyle kurulan ilişkiler ve ilk topluluk deneyimleri, Koma Amed'e uzanan sürecin parçalarıydı. 

Çelik, 2018 yılında yayımlanan bir söyleşisinde müzik yolculuğunun başlangıcını anlatırken eczacılık eğitimi aldığı dönemde müzikle bağını geliştirdiğini, İstanbul'a gitar dersleri için gidip geldiğini ve Mezopotamya Kültür Merkezi'yle ilişkiler kurduğunu aktarmıştı. İlk olarak Koma Argeş adıyla yürütülen çalışmaların daha sonra Koma Amed adı altında devam ettiğini belirten Çelik, grubun müzikal üretim sürecine ilişkin doğrudan tanıklığını da kamuoyuyla paylaşmıştı. 

Topluluk, yayımladığı üç albümle dönemin Kürtçe müzik çalışmalarında iz bıraktı. Kulîlka Azadî, Agir û Mirov ve Dergûş, grubun müzikal geçmişini temsil eden çalışmalar arasında yer aldı. Geleneksel halk ezgileri, farklı dil ve lehçelerden eserler ve dönemin toplumsal meseleleriyle ilişki kuran müzikal yaklaşım, topluluğun dinleyicileriyle kurduğu bağın temel unsurları arasındaydı. 

Grubun aktif üretim sürecinin ardından, dönemin getirdiği koşullar ve üyelerin farklı yaşam yollarına yönelmesiyle topluluk çalışmalarına ara verdi. Bu süreçte bazı grup üyelerinin yurt dışına yerleşmesi, Koma Amed'in kurumsal ve kolektif müzikal faaliyetlerinin zamanla sona ermesine zemin hazırlayan en önemli etkenlerden biri oldu. 

Koma Amed'in hikâyesi, yalnızca bir müzik grubunun kuruluşunu ve dağılmasını anlatmıyor. Aynı zamanda müziğin kültürel kimliğin korunması, toplumsal hafızanın aktarılması ve farklı kuşakların ortak bir sanat dili etrafında buluşması açısından taşıdığı anlamı da ortaya koyuyor. Birkan Çelik'in bu sürecin içinde yer alması, onun yaşam öyküsünü Kars'ın sınırlarını aşan bir kültür ve sanat geçmişine bağlıyor. 


Bir tercih hikâyesi: Avrupa sürgünü değil, Kars'a dönüş ve Civan Eczanesi

Koma Amed'in müzikal faaliyetlerinin kademeli olarak sonlanmasının ardından Birkan Çelik, mesleki yaşamını ve sanatsal çalışmalarını farklı alanlarda sürdürürken, grup üyelerinin bir bölümünün yurt dışına gitmek durumunda kaldığı dönemde eczacılık mesleğiyle ve memleketi Kars'la kurduğu bağını koruyan isimlerden biri oldu. 

Çelik'in 2018'de verdiği söyleşi, bu yaşam çizgisinin yalnızca grubun dağılmasından sonra başlayan bir Kars hikâyesinden ibaret olmadığını da gösteriyor. Kendi anlatımına göre eczacılık eğitimini tamamladıktan sonra Kars'ta mesleğini yapmaya başlamış, müzik çalışmalarını ise farklı dönemlerde sürdürmüştü. Bu nedenle Kars'taki mesleki yaşamı ile Koma Amed deneyimini birbirini izleyen, ancak birbiriyle kesişen iki ayrı hat olarak değerlendirmek gerekiyor. 

Kars merkezde işlettiği Civan Eczanesi, Çelik'in kentteki mesleki kimliğinin bilinen adreslerinden biriydi. Eczacılık, onun yaşamında yalnızca geçimini sağladığı bir meslek değil, şehirle ve insanlarla gündelik ilişki kurduğu bir alan oldu. Müzik ve fotoğraf çalışmalarını da sürdürmesi, onu tek bir mesleki tanımla anlatmayı güçleştiren özellikleri arasındaydı. 

Çelik'in yaşamına ilişkin anlatılarda nezaketi, entelektüel birikimi ve toplumsal konulara duyarlılığı da öne çıkıyor. Civan Eczanesi'nin yalnızca ilaç alınan bir yer olmanın ötesinde, sanatın, edebiyatın ve toplumsal meselelerin konuşulduğu bir buluşma noktası olduğu yönündeki değerlendirmeler, onun kent yaşamındaki kişisel izini anlamak bakımından önem taşıyor. 

Bir insanın yaşadığı şehirde bıraktığı etki, her zaman resmî görevlerle veya büyük kurumlarla ölçülemez. Bazen yıllar boyunca kurulan ilişkiler, paylaşılan düşünceler ve insanların hayatına dokunan küçük ama kalıcı katkılar da bir kentin hafızasında yer edinir. Birkan Çelik'in eczacılık, müzik ve fotoğraf arasında kurduğu yaşam dengesi, bu açıdan Kars'ın yakın dönem kültür hayatının kişisel hikâyelerinden biri olarak değerlendirilebilir. 


Kars'tan bir Birkan Çelik geçti: Gençlere ve doğaya adanan bir ömür

Birkan Çelik'in Kars'ın kültürel yaşamına bıraktığı iz, iki temel alanda kök saldı ve kalıcılaştı: gençlerin hem genel eğitim hem de müzik alanında desteklenmesi ve Serhat coğrafyasının fotoğraflarla kayıt altına alınması. 


Karslı Öğrencilere Çok Yönlü Destek ve Rehberlik 

Müzikal birikimini kendisiyle sınırlı tutmayan Çelik, Kars'ta yürüttüğü çalışmalarla çok sayıda gencin hayatına dokundu. Kentteki öğrencilere yalnızca enstrüman çalmayı öğretmekle kalmadı; onların eğitim hayatlarına, kişisel gelişimlerine ve sanatsal yönelimlerine de çok yönlü destek sundu. Gitar başta olmak üzere enstrüman eğitimine ve müziğin temel bilgilerine büyük önem veren Çelik, gençlerin sanatsal becerilerini güvenle geliştirebilecekleri ve kendilerini ifade edebilecekleri bir sosyal alan oluşturdu. 

Kars'ta açtığı yerel müzik alanı aracılığıyla yüzlerce gencin müzikle tanışmasına katkı sundu. 2018 yılında yayımlanan söyleşisinde klasik gitar eğitimine devam ettiğini ve o güne kadar 250'den fazla öğrencisinin eğitim sürecinden geçtiğini ifade etti. Çelik'in bu açıklaması, hem eğitim hem de müzik alanındaki destek faaliyetlerinin yaşamında geçici bir uğraş değil, uzun yıllara yayılan kurumsal bir çalışma alanı olduğunu ortaya koyuyor. 

Aktarılan bilgilere göre, imkânları kısıtlı olan Karslı öğrencilere kapılarını sonuna kadar açan Çelik, eğitim süreçlerinde tamamen ücretsiz imkânlar sunarak gençlerin sanatsal ve akademik gelişimlerinin önündeki maddi engelleri kaldırmaya çalıştı. Hem okul derslerinde hem de müzikal yolculuklarında öğrencilerine mentorluk yapan Çelik'in bu emeği sayesinde, bölgedeki birçok yetenek konservatuvarlara yöneldi ve müzik alanında kendine profesyonel mesleki yollar çizdi. Bu öğrencilerin eğitim süreçlerine sağlanan kalıcı katkılar, onun kent hafızasındaki yerini daha da anlamlı kılıyor. 

Bir öğreticinin etkisi, yalnızca öğrettiği notalarla sınırlı değildir. Bir gence ilk kez bir enstrüman tutturmak, ona çalışma disiplini kazandırmak, eğitim hayatında arkasında durmak veya sanatın farklı bir hayat ihtimali sunabileceğini göstermek de bütünsel bir eğitim desteğinin parçasıdır. Çelik'in yürüttüğü bu çalışmalar, Kars'ta kültürel ve eğitsel faaliyetlerin yalnızca büyük organizasyonlarla değil, uzun soluklu ve fedakâr bireysel emeklerle de kök salıp gelişebildiğini hatırlatıyor. 


Serhat Coğrafyasının Görsel Hafızası 

Birkan Çelik'in diğer önemli uğraşı fotoğraf sanatıydı. Objektifini Serhat bölgesinin doğasına, coğrafyasına ve insan hikâyelerine çeviren Çelik, uzun yıllar boyunca Kars ve çevresini vizöründen gözlemledi. Şehrin tarihi dokusunu, yaylalarını, kış manzarasını ve özellikle çoğu insanın fark etmeden geçtiği endemik kır çiçeklerini fotoğraflayarak bölgenin görsel bir arşivini oluşturdu. 

Fotoğrafçılık onun için sadece estetik bir arayış değil, aynı zamanda Serhat coğrafyasının doğal ve kültürel zenginliğini kayıt altına alma çabasıydı. Çelik'in objektifinden çıkan kareler, Kars’ın hem botanik yapısını hem de sosyo-kültürel katmanlarını geleceğe taşıyan sessiz birer belge niteliği kazandı. Doğa ile kurduğu bu derin sanatsal bağ, onun Kars sevgisinin ve toprağına bağlılığının en somut dışavurumuydu. 

29 Ekim 2026 tarihinde Kars'taki evinde geçirdiği kalp krizi sonucu aramızdan ayrılan ve Selim ilçesine bağlı Başköy'de toprağa verilen Birkan Çelik; çok sesli müziğin erken dönemindeki kurucu rolüyle, Karslı öğrencilere sunduğu hem eğitsel hem de müzikal desteklerle ve geride bıraktığı zengin fotoğraf arşiviyle Serhat halkının hafızasında "Kars'tan bir Birkan Çelik geçti" dedirten silinmeyecek bir iz bıraktı.







Dvthaberajansı/Serkan Urallar