Keşfetmek İsteyenlerin Gazetesi

  • 49.8744
  • 55.8074
  • 66.7944
Kars'ın Atlantis'i Yok Oluyor: 1. Derece Sit Alanı Sular Altında
Kars'ın Atlantis'i Yok Oluyor: 1. Derece Sit Alanı Sular Altında

Kars'ın Atlantis'i Yok Oluyor: 1. Derece Sit Alanı Sular Altında

Kars’ın Sarıkamış ilçesinde, Aras Nehri üzerinde inşa edilen ve 8 Şubat 2020 tarihi itibarıyla su tutmaya başlayan Karakurt HES Barajı, asırlık bir tarihi mirası yavaş yavaş haritadan siliyor. Baraj gölü sularının dönemsel olarak çekilmesiyle, eski Karakurt köy yerleşimindeki tescilli Karakurt Kilisesi yeniden yüzeye çıktı. Ancak bölgeyi ziyaret eden ve son durumu fotoğraflayan bir vatandaşın getirdiği belgeler, resmi koruma altındaki asırlık yapıların uğradığı korkunç tahribatı ve hemen aşağıda kaderine terk edilmiş olan "bilinmeyen ikinci bir şapeli" gözler önüne serdi.


 
"Baraj Raporlarında Yok Sayıldı, Kurul 2022'de Sit Alanı İlan Etti"
 
Karakurt bölgesindeki bu benzersiz miras için yıllardır hukuk mücadelesi yürütüldüğü biliniyor. Barajın yapım aşamasında hazırlanan ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) raporlarında bölgedeki kültür varlıkları yok sayılmış, baraj kapakları alelacele kapatılarak 2020 yılında su tutma işlemi başlatılmıştı. Yaşanan bu emrivakinin ardından, Kars Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 19 Aralık 2022 tarih ve 3716 sayılı kararı ile büyük bir adım atarak kiliseyi "korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı" olarak tescil etmiş, çevresindeki yerleşim kalıntılarını ise "1. Derece Arkeolojik Sit Alanı" ilan etmişti. Ancak resmi olarak en üst düzeyde koruma altında olması gereken bu sit alanı, suyun amansız gücüne karşı korumasız bırakıldı.


 
"Devrilen Ağaçlar Tavanları Çökertiyor, Duvarlar Yarılıyor"
 
Suların çekilmesiyle ortaya çıkan feci manzarayı yerinde inceleyerek fotoğraflayan vatandaş, zamana karşı yarışan yapıların çığlığını şu sözlerle aktardı: "Barajın suları altında kalan eski köydeki tüm ağaçlar nem ve havasızlıktan ötürü kurumuş durumda. Sular çekilince, bu devasa kuru ağaçlar köklerinden dayanamayarak tarihi kilisenin üzerine devrilmeye başlamış. Rus egemenliği döneminde kesme siyah tüf taşlarıyla Baltık mimari tarzında inşa edilen bu nadide kilisenin tavanında ciddi çökmeler başlamış, ana duvarlarında ise suyun ve devrilen ağaçların baskısıyla derin yarıklar açılmış. Yapı her an tamamen yıkılabilir."


 
En Büyük Tehlike Aşağıdaki "Bilinmeyen Şapel"de!
 
Haberin asıl sarsıcı boyutu ise resmi envanterlerde adı dahi geçmeyen, büyük kilisenin hemen alt kotunda bulunan gizemli şapel kalıntısında yaşanıyor. Ziyaretçinin objektifine yansıyan karelerde, bu bilinmeyen şapelin asırlara meydan okuyan zarif taş kemerlerinin halen ayakta durmak için direndiği görülüyor. Ancak şapelin gövde duvarları suyun aşındırması nedeniyle çoktan yerle bir olmuş durumda. Tescilli sit alanı sınırları içinde kalmasına rağmen literatürde yer almayan bu gizemli yapı, acilen belgelenmezse bir sonraki su yükselmesinde tamamen un ufak olacak.



 
Kültür Bakanlığına Tarihi Fırsat Çağrısı: "Sular Tekrar Yükselmeden Harekete Geçin"
 
Kültür mirası savunucuları, suların çekildiği bu dönemin tarihi bir fırsat olduğunu vurgulayarak Kültür ve Turizm Bakanlığına acil çağrıda bulunuyor: "Koruma kurulu burayı 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı ilan etti ancak suyun altındaki eseri koruyamıyoruz. En azından suların çekildiği bu birkaç haftalık zaman diliminde uzman ekipler acilen bölgeye sevk edilmeli. Hem tescilli Baltık kilisesi hem de altındaki bilinmeyen şapel üç boyutlu lazer tarama (rölöve) yöntemiyle dijital dünyaya aktarılmalı. Bu çok katmanlı tarihin hafızası tamamen silinmeden önce kurtarılmalı!"











Dvthaberajansı/Serkan Urallar